Plastik cerrahi, vücudun çeşitli bölgelerini yeniden şekillendirme ve onarma sanatıdır. Bu cerrahi disiplin, hem fonksiyonel (işlevsel) sorunları çözmeye hem de estetik (görsel) görünümü iyileştirmeye odaklanır. Temel hedefi, ister bir kaza sonucu oluşan doku kaybı, ister doğuştan gelen bir farklılık, isterse zamanla oluşan değişiklikler olsun, vücut bütünlüğünü sağlamak ve kişinin yaşam kalitesini yükseltmektir. Vücut yapılarını en ideal forma ve işleve kavuşturmak için ileri cerrahi teknikler kullanılır.

EFC CLINIC
Kapsamlı Bakım: İlk Muayeneden Takip Sürecine.

EFC CLINIC; estetik cerrahiden girişimsel tedavilere kadar, cerrahi tıbbın en titiz alanlarında uzmanlaşmış bir mükemmeliyet merkezidir—burada her adım incelikli bir dikkatle ilerler. Tıbbi mükemmeliyet, estetik hassasiyet ve ödünsüz etik duruş aynı çizgide buluşur. Yan dal eğitimli uzmanlarımız; modern görüntüleme, standartlaştırılmış protokoller ve güvenlik sistemleri ile kanıta dayalı bakım sunarak doğal ve güvenilir sonuçlar elde etmeyi hedefler. Danışmadan iyileşmeye kadar bakımınız; net iletişim, şeffaf planlama ve sağlığınıza duyulan gerçek saygıyla uçtan uca koordine edilir.

WhatsApp ile İletişime Geç

Yazı İçeriği

Plastik Cerrahinin Alanları Sadece Estetikten mi İbaret?

Toplumda plastik cerrahi denildiğinde akla ilk olarak estetik veya kozmetik cerrahi gelse de bu aslında çok daha geniş bir şemsiyedir. Plastik cerrahi temelde iki ana alt uzmanlık alanını kapsar: Rekonstrüktif (onarıcı) cerrahi ve Kozmetik (estetik) cerrahi.

Onarıcı (Rekonstrüktif) Cerrahi Nedir?

Rekonstrüktif cerrahi, tanımı gereği, vücudun “anormal” veya işlevini yitirmiş yapıları üzerine odaklanır. Buradaki temel klinik amaç doğuştan gelen kusurları, kaza sonucu oluşan yaralanmaları, enfeksiyonları veya hastalıkları (örneğin kanser) düzelterek normal işlevi ve görünümü geri kazandırmaktır.

Onarıcı cerrahinin sık karşılaşılan bazı örnekleri şunlardır:

  • Dudak ve damak yarığı onarımı
  • Meme kanseri sonrası meme onarımı (rekonstrüksiyon)
  • Ciddi yanık sonrası oluşan kontraktürlerin (çekintilerin) düzeltilmesi
  • Travma sonucu kopmuş uzuvların yerine dikilmesi (replantasyon)
  • Tümör çıkarıldıktan sonra oluşan doku kayıplarının giderilmesi

Klinik ve idari açıdan bakıldığında, onarıcı cerrahi genellikle “tıbbi olarak gerekli” kabul edilir ve bu nedenle sağlık sigortası kapsamında değerlendirilir.

Kozmetik (Estetik) Cerrahi Nedir?

Rekonstrüktif cerrahinin aksine, kozmetik cerrahi vücudun “normal” yapılarını yeniden şekillendirmek veya değiştirmek için yapılır. Kozmetik cerrahideki amaç tamamen estetiktir; tek hedef, hastanın mevcut görünümünü iyileştirmek ve formunu değiştirmektir.

Yaygın kozmetik prosedürlerden bazıları:

  • Meme büyütme veya küçültme
  • Liposuction (Yağ alma)
  • Abdominoplasti (Karın germe)
  • Ritidektomi (Yüz germe)
  • Rinoplasti (Burun estetiği)

Kozmetik cerrahi tıbbi olarak gerekli görülmediğinden, “isteğe bağlı” (elektif) bir prosedür olarak sınıflandırılır ve genellikle sağlık sigortası tarafından karşılanmaz.

Plastik Cerrahide Estetik ve Onarım Arasındaki Sınır Her Zaman Net midir?

Bu iki alanı birleştirmek, plastik cerrahinin temel kimliğidir. Ancak pratikte, “onarıcı” ve “kozmetik” arasındaki ayrım genellikle belirsizdir. Bu belirsizlik, hem klinik sınıflandırma hem de sigorta geri ödemeleri açısından zorluklar yaratabilir.

Rinoplasti (burun ameliyatı) bu belirsizliğin en klasik örneğidir.

Sadece “burnun görünümünü iyileştirmek” için yapılan bir rinoplasti “kozmetik” olarak sınıflandırılır. Ancak “kötü bir burun kırığından sonra normal nefes almayı ve normal görünümü geri kazandırmak” için gereken tamamen aynı cerrahi prosedür “onarıcı” (rekonstrüktif) olarak sınıflandırılır.

Bu durum sınıflandırmanın cerrahi tekniğin kendisine değil kusurun nedenine (örneğin doğuştan/travmatik vs. normal anatomi) ve birincil amaca (işlevi geri kazanma vs. görünümü iyileştirme) bağlı olduğunu gösterir.

Estetik Cerrahi İçin Doğru Aday Kimdir?

Estetik cerrahi, bir hastanın “görünümünü ve özgüvenini” iyileştirmek için yapılır. Estetik prosedürler arayan hastalar için birincil motivasyon, genellikle vücut imajından duyulan memnuniyetsizliktir. Bu nedenle hasta seçimi sadece fiziksel bir değerlendirmeyi değil aynı zamanda hastanın psikolojik durumunu ve motivasyonlarını da değerlendirmeyi gerektirir.

Psikolojik Değerlendirmenin Rolü Nedir?

Estetik bir prosedür öncesi konsültasyonun kritik bir bileşeni, kapsamlı bir psikolojik değerlendirmedir. Bu değerlendirmenin temel amacı, cerrahi müdahaleye engel teşkil edebilecek “hasta tiplerini” veya psikopatoloji biçimlerini belirlemektir.

Endişe duyulan birincil durumlardan biri Beden Dismorfik Bozukluğu (BDD)’dur. BDD’si olan hastalar, cerrahi olarak düzeltilemeyecek gerçekçi olmayan beklentilere veya “normal” anatomilerine dair çarpık bir algıya sahip olabilirler. Bu gibi durumlarda, bu hastalar “bir estetik cerrahtan çok bir ruh sağlığı uzmanı tarafından” daha iyi tedavi edilebilirler. Bu psikolojik değerlendirme, cerrahın bireysel yargısına dayanan etik ve klinik bir sorumluluktur.

Plastik Cerrahinin Yaygın Komplikasyonları Nelerdir?

Tüm cerrahi uzmanlık alanları gibi, plastik cerrahi de doğasında riskler taşır.

Tüm ameliyatlar gibi plastik cerrahi de bazı riskler taşır. En sık görülen potansiyel komplikasyonlar:

  • Cerrahi alan enfeksiyonu
  • Hematom (Kan birikmesi)
  • Seroma (Sıvı birikmesi)
  • Yara kenarlarında açılma
  • Doku ölümü (nekroz)
  • Venöz tromboemboli (VTE)

Hematom ve seroma, cerrahi sonuçları tehlikeye atabilecek sık görülen yara birikimleridir.

Venöz Tromboemboli (VTE) Riski Neden Bu Kadar Önemlidir?

Derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboliyi (PE – akciğer pıhtısı) kapsayan venöz tromboemboli (VTE), plastik cerrahideki en ciddi ve yaşamı tehdit eden potansiyel komplikasyonlardan biridir. Risk, tüm prosedürlerde aynı değildir; özellikle abdominoplasti (karın germe), “venöz tromboemboli için en yüksek riskli plastik cerrahi prosedürlerinden biri” olarak tanımlanır.

Bu nedenle Caprini skorlama sistemi gibi araçlar kullanılarak hastanın pıhtı riskini belirlemek kritik önem taşır. Yüksek riskli hastalarda kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaçlarla önlem (profilaksi) alınması gerekebilir.

Ancak bu durum özellikle yüksek riskli estetik prosedürlerde kritik bir klinik çatışma yaratır. Karın germe gibi en yüksek pıhtı riskine sahip prosedürler, aynı zamanda “geniş ham yüzey alanları ve doku ayırma (diseksiyon)” içerir. Bu kapsamlı diseksiyon, hematom veya kanama riskini önemli ölçüde artırdığı için “ameliyat öncesi kan sulandırıcı kullanmak” riskli olabilir.

Cerrah bu noktada zor bir klinik karar vermek zorundadır: Pıhtı riskini kan sulandırıcılarla azaltmak, doğrudan bir cerrahi komplikasyona (hematom) neden olabilir; bu da doku sağlığını tehlikeye atabilir veya tekrar ameliyat gerektirebilir.

Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Yüz Germe (Ritidektomi) Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Yüz germe prosedürü yıllar içinde önemli bir evrim geçirmiştir. 1900’lerin başındaki erken teknikler, sadece fazla deriyi kesip çıkarmaya dayanıyordu. Ancak sadece cildi germeye dayalı bu yöntemler “cildin doğal esnekliği” nedeniyle zamanla etkisini yitiriyordu. Bu sınırlama, cerrahları daha dayanıklı ve doğal görünümlü bir gençleştirme elde etmek için cildin altındaki daha derin katmanları keşfetmeye itti.

SMAS Tekniği Nedir?

Modern yüz germe ameliyatlarında temel an, 1976’da SMAS (Yüzeysel Musküloaponörotik Sistem)’ın anatomik tanımının yapılmasıydı. SMAS, cildin hemen altında, boyundaki kaslarla sürekli olan ve yüzün mimik kaslarını saran belirgin bir fasya (bağ doku) tabakasıdır.

SMAS tekniklerinde, cilt kaldırıldıktan sonra alttaki bu SMAS tabakası manipüle edilir. İki ana yöntem vardır: SMAS’ı kendi üzerine katlamak (plikasyon) veya bir kısmını çıkarıp sıkılaştırmak (SMASektomi). Bu teknikler, öncelikle yanakların sarkmasından kaynaklanan çene hattı sarkmasını (jowl) ve boyun sarkmasını düzeltmek için kullanılır.

Derin Plan Yüz Germe (Deep Plane) Nedir?

Yüz germe ameliyatının daha da evrimleşmesi, cerrahi düzlemi daha derine, yani SMAS-altı düzleme taşıdı. Bu tekniklerdeki kritik fark budur. Cerrah, SMAS’ı, üzerindeki yanak yağını ve cildi tek bir bütünleşik birim olarak kaldırmasına olanak tanır. Derin plan yüz germe ameliyatı yüzün kilit tutucu bağlarını serbest bırakarak orta yüzün tamamen kaldırılmasına ve yeniden asılmasına izin verir.

Hangi Yüz Germe Tekniği Daha İyidir?

Bu cerrahlar arasında tartışılmaya devam eden bir konudur. Derin plan teknikleri, germe işlemi derin dokuya sabitlendiği için gerilimsiz bir cilt kapatma avantajı sunar ve orta yüzü kaldırmada daha etkili olabilir.

Ancak bu faydalar artan teknik zorlukla birlikte gelir. SMAS-altı diseksiyon daha karmaşıktır, “yüz siniri için daha fazla risk” taşır ve genellikle daha uzun bir iyileşme süreci gerektirir. Bazı çalışmalar derin planın üstün sonuçlarını desteklerken, diğer çalışmalar uzun vadede belirgin bir fark bulamamıştır. Bu uygulayıcı hekim için seçilen tekniğin titizlikle uygulanmasının ve cerrahın deneyiminin, diseksiyonun spesifik düzleminden daha kritik olabileceğini düşündürmektedir.

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti) Nasıl Yapılır?

Üst göz kapağı estetiği, genellikle fazla derinin (dermatoşalazis), gevşemiş kasın ve fıtıklaşmış yağ yastıkçıklarının alınmasını içerir:

Alt göz kapağı ise daha karmaşıktır ve yaklaşım hastanın birincil şikayetine göre belirlenir.

Alt Göz Kapağı Ameliyatında Hangi Yöntemler Kullanılır?

Alt göz kapağı ameliyatında iki ana yaklaşım vardır ve seçimi hastanın anatomisine bağlıdır:

Transkutan (Dışarıdan Kesi) Yaklaşım: Kesi, kirpik çizgisinin hemen (yaklaşık 1 mm) altından, cilt üzerinden yapılır. Bu yaklaşım öncelikle fazla alt göz kapağı derisi ve cilt/kas gevşekliği olan hastalar için kullanılır. Bu yöntem fazla derinin doğrudan çıkarılmasına izin verir, ancak dikey yara izi ve gerginlik nedeniyle ameliyat sonrası alt kapak pozisyon bozukluğu (örneğin ektropion – kapağın dışa dönmesi) riskini daha yüksek oranda taşır.

Transkonjonktival (İçeriden Kesi) Yaklaşım: Bu içten bir yaklaşımdır. Kesi, alt göz kapağının iç kısmındaki konjonktiva üzerinden yapılır, böylece dışarıda herhangi bir yara izi kalmaz. Bu yaklaşım öncelikle belirgin fazla derisi olmayan (genellikle daha genç hastalar) ancak fıtıklaşmış orbital yağ yastıkçıkları (“torbalar”) şikayeti olan hastalar için endikedir. Dışarıda iz bırakmaz ve kapakta çekilme riski minimaldir.

Göz Kapağı Estetiğinde Modern Anlayış Nedir?

Modern göz kapağı cerrahisi felsefesi önemli bir değişiklik yaşamıştır. “Tarihsel olarak alt göz kapağı estetiği, cilt, kas ve yağı çıkarmaya odaklanan azaltıcı bir prosedürdü.” Bu agresif yaklaşım genellikle göz çevresinde “çökük” ve “ameliyatlı” bir görünüme yol açardı.

“Yeni konsept” veya “modern göz kapağı cerrahisi” ise bunun yerine “periorbital hacmi korumaya” odaklanır. Bu “yağ koruma ve yer değiştirme” ile elde edilir. Bu teknikte, fıtıklaşan orbital yağ çıkarılmaz, bunun yerine gözyaşı oluğunu doldurmak için göz çemberinin üzerine ilerletilir ve yayılır. Bu göz çevresindeki yaşlanmayı sadece doku fazlalığı olarak değil hacim kaybı ve sarkma olarak ele alan temel bir anlayış değişikliğini temsil eder.

Burun Estetiği (Rinoplasti) Ameliyatında Açık ve Kapalı Yaklaşım Nedir?

Bu hastaların en sık sorduğu sorulardan biridir ve cerrahi bir değiş-tokuşu temsil eder: Maruziyet (Görünürlük) vs. Dokuyu Koruma.

Açık (Eksternal) Rinoplasti Yaklaşımı

Bu teknikte, burun içi kesilere ek olarak iki burun deliği arasındaki cilt köprüsünden (kolumella) küçük bir kesi yapılır. Bu cerrahın burun cildini tamamen kaldırıp alttaki kıkırdak ve kemik iskeletini doğrudan görmesini sağlar.

Açık yaklaşım cerrahın burun iskeletini görmesi gereken durumlarda tercih edilir. Başlıca nedenler:

  • Karmaşık burun ucu deformiteleri
  • Kapsamlı burun sırtı değişikliği
  • Ciddi burun eğrilikleri
  • Greft (kıkırdak yama) gerektiren yapısal onarımlar

Kapalı (Endonazal) Rinoplasti Yaklaşımı

Bu yaklaşımda tüm kesiler burun deliklerinin içinde yapılır. Dışarıda görünür bir yara izi olmaz. Cerrah, bu iç kesilerden çalışarak burun iskeletine ulaşır.

Kapalı yaklaşım daha az kapsamlı değişiklikler için ve yumuşak doku örtüsünün korunmasının önemli olduğu durumlarda kullanılır:

  • Daha basit burun ucu sorunları
  • Minimal burun sırtı müdahalesi
  • İnce ciltli hastalar

Açık yaklaşım cerrahi çerçevenin maksimum düzeyde görülmesi karşılığında (kolumellada küçük bir iz bırakarak) görünmez bir yara izinden feragat eder. Kapalı yaklaşım ise kolumellayı korur ancak görünürlüğü sınırlar. Cerrahın kararı stratejiktir: Deformitenin karmaşıklığı, açık yaklaşımın sağladığı tam görünürlüğü gerektirecek kadar büyük mü?

Koruyucu Rinoplasti (Preservation Rhinoplasty) Nedir?

Koruyucu rinoplasti, hem açık hem de kapalı yaklaşımlara uygulanabilen ve “kemik-kıkırdak korumasını” vurgulayan cerrahi bir felsefedir. Burun sırtındaki hörgücün (kemer) agresif bir şekilde “kırılarak” çıkarılması yerine, sıklıkla burun sırtını doğal yapısal bütünlüğünü koruyarak indirmek için “impaksiyon” (alttan destek dokularını çıkararak düşürme) teknikleri kullanılır.

Meme Büyütme Ameliyatında Nelere Dikkat Edilir?

Meme büyütme ameliyatı planlanırken iki temel karar verilir: implantın tipi (silikon veya salin, pürüzsüz veya pürtüklü yüzey) ve implantın nereye yerleştirileceği.

İmplant Yerleşim Planı Nedir?

İmplantın yerleştirilebileceği iki ana anatomik cep vardır:

  • Subglandüler (Kas üstü): İmplant, meme bezinin arkasına ancak göğüs kasının (pektoralis majör) önüne yerleştirilir.
  • Submusküler (Kas altı): İmplant, kısmen veya tamamen göğüs kasının arkasına yerleştirilir.

Meme Büyütme Ameliyatının En Yaygın Komplikasyonu Nedir?

Kapsül kontraktürü (CC), implant bazlı meme cerrahisi sonrası “en sık görülen komplikasyondur”. Vücudun implanta verdiği “aşırı fibrotik (sertleşen) bir yabancı cisim reaksiyonu” olarak tanımlanır. Bu süreç implantın etrafını saran kalın, lifli bir kapsülün (zarın) oluşmasına yol açar. Bu kapsül zamanla sıkışarak göğsün sert, ağrılı ve estetik olarak bozuk görünmesine neden olur.

Semptomatik (Ağır Derece) CC için “altın standart” tedavi cerrahi müdahaledir (kapsülektomi – kapsülün çıkarılması). Ancak cerrahi yönetim bile “önemli bir nüksetme (tekrarlama) oranına” sahiptir.

Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Kapsül Kontraktürü Riski Nasıl Azaltılır?

Kanıta dayalı olarak bazı faktörlerin riski artırdığı bilinmektedir. Bu faktörler bir araya geldiğinde risk profili yükselir:

  • Subglandüler (kas üstü) yerleşim
  • Pürüzsüz (düz) yüzeyli implantlar
  • Silikon dolgulu implantlar (saline göre)

Bu durum cerrah için net bir karar ağacı oluşturur. En yüksek riskli konfigürasyonun, kas üstü plana yerleştirilen pürüzsüz yüzeyli, silikon bir implant olduğu söylenebilir. Tersine, CC riskini en aza indirmek için kanıta dayalı konfigürasyon, kas altı plana yerleştirilen pürtüklü (tekstürlü) yüzeyli bir implanttır.

Göğüs Dikleştirme (Mastopeksi) ve Küçültme Ameliyatı Nasıl Planlanır?

Bir mastopeksi (dikleştirme) veya redüksiyon (küçültme) ameliyatı planlanırken, cerrahın aynı anda iki ayrı anatomik problemi çözmesi gerekir: (1) Sarkmayı düzeltmek ve hacmi azaltmak için cilt zarfını (cilt “sütyenini”) yeniden şekillendirmek ve (2) Meme başı-areola kompleksini (NAC) canlı bir damar sapı (pedikül) üzerinde yeniden konumlandırmak.

Cilt Zarfı İçin Hangi Kesi Desenleri Kullanılır?

Kullanılan kesi deseni, sarkmanın derecesine ve küçültme miktarına göre seçilir:

  • Periareolar (Sadece areola çevresi)
  • Vertikal (‘Lolipop’ kesisi)
  • Wise Deseni (‘Ters-T’ veya ‘çapa’ kesisi)

Periareolar kesi en az izi bırakır ancak sadece hafif sarkmalar içindir. Vertikal kesi, orta derecede sarkmalar için iyi bir projeksiyon sağlar. Wise deseni ise en fazla izi bırakır ancak en ciddi sarkmalarda ve büyük hacimli küçültmelerde maksimum kontrol sağlar.

Meme Başı Canlılığı (Pedikül) Nasıl Korunur?

“Pedikül”, Meme Başı-Areola Kompleksi’nin (NAC) canlılığını ve hissini korumak için korunan ve mobilize edilen glandüler doku, yağ ve kan damarlarından oluşan hayati “damar sapıdır”.

Meme başını besleyen kan damarlarını korumak için farklı pedikül (damar sapı) teknikleri kullanılır. Başlıcaları:

  • İnferior (Alt) Pedikül
  • Süperomedial (Üst-iç) Pedikül
  • Superior (Üst) Pedikül

Örneğin yaygın ve güvenilir bir prosedür, “Ters-T (Wise) deseni cilt rezeksiyonu ile Süperomedial pedikül” kombinasyonudur.

Mastektomi Sonrası Meme Onarımı (Rekonstrüksiyon) Nasıl Yapılır?

Mastektomi (memenin alınması) sonrası meme rekonstrüksiyonu için iki ana yol vardır: implant bazlı onarım veya otolog (hastanın kendi dokusu) onarım.

İmplant Bazlı Onarımın Avantaj ve Dezavantajları Nelerdir?

Bu en yaygın yaklaşımdır. Popülerliği, teknik basitliğinden ve en önemlisi, “donör saha (doku alınan yer) morbiditesinin olmamasından” kaynaklanır.

Ancak implantlar, kapsül kontraktürü, implant yırtılması gibi uzun vadeli riskler taşır. Daha da önemlisi, implant bazlı rekonstrüksiyonun “radyasyonlu (ışın tedavisi görmüş) alanlarda daha yüksek komplikasyon oranları” vardır, bu da onu mastektomi sonrası radyoterapi alması beklenen hastalar için daha az tercih edilen bir seçenek haline getirir.

Hastanın Kendi Dokusu (Otolog Flep) ile Onarım Nedir?

Otolog rekonstrüksiyon, “doğal,” yumuşak ve dayanıklı bir meme tümseği oluşturmak için hastanın kendi dokusunu (genellikle karın, sırt veya uyluktan) kullanır. Radyasyon tedavisi alması beklenen hastalarda tercih edilen yöntemdir.

TRAM Flep ve DIEP Flep Arasındaki Fark Nedir?

Bu otolog onarımın evrimini gösteren en iyi örnektir. Her ikisi de genellikle alt karın bölgesindeki deri ve yağı kullanarak yeni bir meme oluşturur, ancak aralarında hayati bir fark vardır:

  • Pediküllü TRAM Flep: Bu eski bir tekniktir. Alt karından alınan büyük bir deri ve yağ elipsi, alttaki rektus abdominis (karın) kasının bir kısmı veya tamamı ile birlikte hasat edilir. Bu tüm birim, kan kaynağına bağlı kalarak göğse ulaşmak için cilt altından tünellenir.

Dezavantajı: Başlıca dezavantajı, önemli donör saha (karın) morbiditesidir. Rektus kasını feda etmek, yüksek oranda karın duvarı zayıflığı, şişkinlik ve fıtık (%16’ya varan oranlarda) ile sonuçlanır.

  • DIEP Serbest Flep: Bu modern pratikte tercih edilen yöntemdir ve “kas koruyucu” bir tekniktir.

Yöntem: TRAM gibi, bu flep de alt karın derisini ve yağını kullanır. Ancak cerrah, o deri ve yağı besleyen küçük kan damarlarını (perforatörler), kasın içinden titizlikle mikrocerrahi ile ayırır ve kası tamamen yerinde bırakır. Flep daha sonra (kan kaynağından ayrılarak) göğse transfer edilir ve flebin damarları mikrocerrahi altında göğüsteki alıcı damarlara yeniden dikilir (anastomoz edilir).

Avantajları: Bu teknik, TRAM flebiyle aynı “doğal” dokuyu sağlar ancak karın kasının tamamını koruyarak karın donör saha morbiditesini (%1 fıtık oranı) en aza indirir.

Karın Germe (Abdominoplasti) Ameliyatı Kimlere Uygulanır?

Abdominoplasti, iki temel anatomik sorunu düzeltmek için tasarlanmış bir cerrahi prosedürdür: aşırı cilt sarkıklığı ve rektus abdominis kaslarının ayrılması (diyastazis rekti). Bu durumlar genellikle hamilelik veya aşırı kilo kaybı sonrası ortaya çıkar.

Tam ve Mini Karın Germe Arasındaki Fark Nedir?

Ameliyatın kapsamı, sorunun derecesine göre belirlenir ve başlıca iki türü vardır:

  • Tam Abdominoplasti
  • Mini Abdominoplasti

Tam karın germe, hem göbek altı hem de göbek üstü bölgedeki ciddi sarkmalar ve kas ayrılmaları (diyastazis rekti) için gereklidir. Bu işlemde genellikle kaslar onarılır (plikasyon) ve göbek deliği yeni yerine taşınır. Mini karın germe ise, sadece göbek altı bölgedeki hafif sarkıklığı olan genellikle kas ayrılması yaşamayan hastalar için uygundur. Bu daha sınırlı bir işlemdir ve göbek deliğine dokunulmaz.

Lipoabdominoplasti Nedir?

Lipoabdominoplasti, liposuction’ı abdominoplasti cilt eksizyonu ile birleştiren modern bir evrimi temsil eder. Bu teknikte, karın flebinin geleneksel geniş altını oymaktan (undermining) kaçınılır. Bunun yerine, “lipo-diseksiyon” için liposuction kullanılır. Bu yaklaşım Scarpa fasyasını ve en önemlisi, flebe kan sağlayan karın duvarı perforatör damarlarını korur. Bu sağlam kan kaynağını koruyarak ve geniş oymanın yarattığı “boş alanı” en aza indirerek, lipoabdominoplastinin, özellikle seroma (sıvı birikimi) olmak üzere daha düşük bir komplikasyon oranına sahip olduğu gösterilmiştir.

Liposuction Yöntemleri Arasındaki Farklar Nelerdir?

Liposuction, farklı teknolojiler kullanılarak uygulanabilir. Başlıca yöntemler şunlardır:

  • Suction-Assisted Lipoplasty (SAL) – Geleneksel Yöntem
  • Ultrasound-Assisted Lipoplasty (UAL / VASER) – Ultrason Enerjisi
  • Power-Assisted Lipoplasty (PAL) – Mekanik Titreşim

SAL, tumesan sıvı infiltrasyonunu takiben, kanülün manuel (elle) ileri-geri hareketiyle yağların fiziksel olarak parçalanıp emilmesidir. PAL, kanülün mekanik olarak hızla titreşmesini sağlayan bir el aleti kullanır; bu özellikle büyük hacimli veya sert (fibröz) alanlarda cerrah yorgunluğunu azaltır ve işlemi hızlandırır.

VASER (UAL) ise bir “yağ ön tedavi” cihazıdır. Aspire edilmeden önce yağı seçici olarak emülsifiye etmek (sıvılaştırmak) için yüksek frekanslı ultrasonik enerji yayan özel bir prob kullanır.

“High-Definition” Liposculpture (Karın Kası Estetiği) Neden VASER ile Yapılır?

UAL/VASER’in temel yeniliği sadece yağ çıkarmak değil doku seçiciliğidir. Ultrason enerjisi yağ hücrelerini hedefler ancak “arteriyel ve venöz damarlara, lenfatiklere ve fibröz septalara (bağ doku) zarar vermez”.

Bu seçicilik, cerrahın “yüksek çözünürlüklü liposculpture” (örn. “six-pack” görünümü) yapmasına izin veren şeydir. Geleneksel SAL travmatiktir; bir SAL kanülü ile yüzeysel çalışmak, cildin altındaki damarlara ve bağlara ciddi hasar vererek düzensizliklere yol açar. VASER, bu kritik yağ dışı yapıları koruyarak, cerrahın “hemen subdermal düzlemde” (cildin hemen altı) güvenle çalışmasına ve kasların hatlarını ortaya çıkarmasına olanak tanır.

“Onarım Merdiveni” (Reconstructive Ladder) Nedir?

“Onarım Merdiveni”, plastik cerrahide bir yara kapatma için temel bir kavramdır. Teknikleri en basitten en karmaşığa doğru hiyerarşik bir çerçevede düzenler.

Bu merdivenin basamakları, basitten karmaşığa doğru şu şekildedir:

  • İkincil İyileşme (Kendi kendine kapanma)
  • Primer Kapatma (Dikiş)
  • Deri Grefti (Yama)
  • Lokal Flepler (Komşu doku)
  • Pediküllü Flepler (Saplı doku)
  • Serbest Flepler (Mikrocerrahi)

Ancak modern pratikte genellikle “onarım asansörü” ilkesi kullanılır. Bu bir cerrahın, “sonucu optimize edecekse” (örneğin alt bacakta derin bir yara için serbest flep gibi) daha karmaşık bir seçeneği seçmek için daha basit basamakları atlayabileceği anlamına gelir. Amaç en basit kapatma değil en uygun ve dayanıklı onarımdır.

Greft (Deri Yaması) ve Flep Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki terim, onarıcı cerrahinin temelini oluşturur ve genellikle karıştırılır.

  • Deri Grefti: Bir deri grefti, kan kaynağından tamamen ayrılmış olan derinin (epidermis ve değişen miktarda dermis) bir alıcı yara yatağına transferidir. Greftin hayatta kalması (“tutması”) için, alttaki yara yatağından difüzyonla (emilim) beslenmesi ve ardından bölgeye yeni kan damarları büyütmesi gerekir.
  • Flep: Bir flep, bir kusuru kapatmak için hareket ettirilen ancak kendi kan kaynağını beraberinde getiren bir doku birimidir (deri, yağ, kas içerebilir). Bu kan kaynağı ya orijinal yerine (pedikül) bağlı kalır ya da mikrocerrahi ile yeni bir kan kaynağına bağlanır.

Deri Grefti Çeşitleri Nelerdir?

İki ana deri grefti türü vardır ve aralarında kritik bir klinik fark bulunur:

  • Split-Thickness Skin Graft (STSG – Kısmi Kalınlıkta): Epidermisi ve dermisin bir kısmını içerir. Avantajı, “tutma” oranının çok yüksek olması ve donör sahanın (genellikle uyluk) kendi kendine iyileşebilmesidir. Geniş alanları (yanıklar gibi) kapatmak için kullanılır.
  • Full-Thickness Skin Graft (FTSG – Tam Kalınlıkta): Epidermisi ve dermisin tamamını içerir. Avantajı, çok daha iyi estetik ve fonksiyonel sonuçlar vermesi ve en önemlisi, çok daha az ikincil büzülme (kontraksiyon) yapmasıdır. Dezavantajı, “tutmasının” daha zor olması (daha kalın olduğu için) ve donör sahanın dikişle kapatılması gerekmesidir, bu da alınabilecek greft boyutunu sınırlar.

Klinik seçim, bir değiş-tokuştur: STSG güvenilir kapatma sağlar; FTSG ise (özellikle yüz, eller ve eklemlerde) yüksek kaliteli fonksiyonel/estetik onarım sağlar.