KBB tedavileri, tıp dilinde Otolaringoloji-Baş ve Boyun Cerrahisi olarak bilinen uzmanlık alanının uyguladığı tüm medikal ve cerrahi müdahaleleri ifade eder. Bu yöntemler; kulak, burun, sinüsler, boğaz (yutak ve gırtlak) ile baş ve boyun bölgelerini etkileyen sağlık sorunlarını teşhis etmeye ve yönetmeye odaklanır. Kapsamı, işitme kaybı ve denge bozukluklarından, kronik burun tıkanıklığına, ses ve yutma problemlerine kadar uzanır. Bu tedaviler, temel duyusal fonksiyonları ve nefes alma gibi hayati işlevleri korumayı veya iyileştirmeyi amaçlayan geniş bir prosedür yelpazesini içerir:

EFC CLINIC
Kapsamlı Bakım: İlk Muayeneden Takip Sürecine.

EFC CLINIC; estetik cerrahiden girişimsel tedavilere kadar, cerrahi tıbbın en titiz alanlarında uzmanlaşmış bir mükemmeliyet merkezidir—burada her adım incelikli bir dikkatle ilerler. Tıbbi mükemmeliyet, estetik hassasiyet ve ödünsüz etik duruş aynı çizgide buluşur. Yan dal eğitimli uzmanlarımız; modern görüntüleme, standartlaştırılmış protokoller ve güvenlik sistemleri ile kanıta dayalı bakım sunarak doğal ve güvenilir sonuçlar elde etmeyi hedefler. Danışmadan iyileşmeye kadar bakımınız; net iletişim, şeffaf planlama ve sağlığınıza duyulan gerçek saygıyla uçtan uca koordine edilir.

WhatsApp ile İletişime Geç

Kulak ve Denge Alanındaki Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kulak, sadece duymamızı değil aynı zamanda dengemizi de kontrol eden karmaşık bir organdır. Bu alandaki (Otoloji ve Nörotoloji) tedaviler, bu iki ana fonksiyona odaklanır.

İşitme Kaybı Cerrahisi: İşitme kaybı, sesin iç kulağa ulaşamaması (iletim tipi) veya iç kulak/sinir hasarı (sensörinöral) nedeniyle olabilir. Tedavi, nedene göre değişir.

En sık rastlanan iletim tipi kayıp nedenlerinden biri “Otoskleroz”, yani orta kulak kemikçiklerinde (özellikle üzengi) kireçlenmedir. Üzengi kemiği hareket edemez hale geldiğinde ses iletilmez. Bu durumda “Stapedektomi” veya “Stapedotomi” adı verilen mikrocerrahi ile kireçlenmiş kemikçik çıkarılır ve yerine sesi iletecek minik bir piston (protez) takılır.

Eğer kayıp çok ileriyse veya sinir hasarı nedeniyle geleneksel işitme cihazları yetersiz kalıyorsa, teknolojik çözümler devreye girer. Bunlar:

  • Koklear İmplant (Biyonik Kulak)
  • Kemiğe İmplante İşitme Cihazları

Koklear implant, hasarlı iç kulak yapılarını atlayarak doğrudan işitme sinirini elektriksel olarak uyarır.

Kronik Orta Kulak İltihabı (KOM) Cerrahisi: Bu durum genellikle kulak zarında delik (perforasyon) ile birlikte seyreden kalıcı veya tekrarlayan orta kulak akıntısıdır.

“Timpanoplasti”, delik olan kulak zarının onarılması (yama yapılması) ameliyatıdır. Bu hem enfeksiyonu durdurur hem de işitmeyi iyileştirir.

Bazen iltihap, kulağın arkasındaki mastoid kemiğine yayılabilir. Özellikle “Kolesteatom” adı verilen, kemiği eritme potansiyeline sahip agresif bir iltihap türü varsa, “Mastoidektomi” işlemiyle bu iltihaplı kemik dokularının temizlenmesi şarttır. Ancak güncel araştırmalar, eğer kolesteatom gibi karmaşık bir durum yoksa, sadece kulak zarı deliğini onarmanın (timpanoplasti) yeterli olduğunu, rutin olarak mastoid kemiğini açmanın (mastoidektomi) sonuca belirgin bir katkı sağlamadığını göstermektedir.

Baş Dönmesi (Vertigo) ve Meniere Hastalığı Yönetimi: Vertigo (baş dönmesi), genellikle iç kulaktaki denge sisteminden kaynaklanır.

En yaygın nedeni “BPPV” (kristal oynaması) olan durumun tedavisi ilaç değil “Epley Manevrası” gibi özel baş pozisyonlama hareketleridir.

Ancak “Meniere Hastalığı” farklıdır. Bu iç kulak sıvılarındaki basınç artışından (iç kulak tansiyonu) kaynaklanan kronik bir durumdur. Meniere Hastalığının tipik belirtileri şunlardır:

  • Ataklar halinde gelen baş dönmesi (vertigo)
  • İşitmede dalgalanmalar
  • Kulak çınlaması (tinnitus)
  • Kulakta dolgunluk veya basınç hissi

Meniere tedavisinde amaç semptomları kontrol altına almaktır. İlk basamak tedaviler genellikle şunları içerir:

  • Düşük tuzlu diyet (Sodyum kısıtlaması)
  • Diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar
  • Vestibüler rehabilitasyon (Denge fizik tedavisi)

Bu tedaviler yetersiz kalırsa, orta kulağa kortizon veya gentamisin enjeksiyonları (intratimpanik tedavi) yapılabilir. Daha dirençli vakalarda ise denge sinirini kesmeye (vestibüler nörektomi) veya iç kulak basıncını düşürmeye yönelik (endolenfatik kese dekompresyonu) cerrahi prosedürler gündeme gelebilir.

Burun ve Sinüs Tedavilerinde Hangi Yöntemler Kullanılır?

Rinoloji, burun ve sinüslerin (paranazal sinüsler) tıbbi ve cerrahi yönetimiyle ilgilenir. Burun tıkanıklığı ve kronik sinüzit, yaşam kalitesini en çok düşüren sorunlardandır.

Kronik Sinüzit Cerrahisi: 12 haftadan uzun süren ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen sinüs iltihabına (Kronik Rinosinüzit – KRS) cerrahi müdahale gerekebilir.

Modern sinüzit cerrahisinin temeli “Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi” (FESS) yöntemidir. Bu ameliyatta, burun deliklerinden bir kamera (endoskop) ile girilerek, sinüslerin tıkalı olan doğal drenaj kanalları açılır, iltihaplı dokular ve eğer varsa polipler temizlenir. Amaç sinüslerin tekrar normal şekilde havalanmasını ve temizlenmesini sağlamaktır.

Daha sınırlı hastalığı olan ve polipi olmayan seçilmiş hastalarda ise “Balon Sinuplasti” (BSP) etkili bir alternatiftir. Tıpkı kalp damarlarını açmakta kullanılan anjiyoplasti gibi, tıkalı sinüs kanalına ince bir kateterle girilir ve ucundaki balon şişirilerek o kanal kalıcı olarak genişletilir. İyileşme süresi FESS’e göre daha kısadır.

Nazal Polipli Hastalarda Biyolojik Tedaviler: Özellikle cerrahiye rağmen sürekli tekrarlayan, alerjik temelli (Tip 2 inflamasyon) nazal polipleri olan hastalar için “Biyolojik Tedaviler” (monoklonal antikorlar) yeni bir çığır açmıştır. Bu tedaviler, altta yatan iltihabi reaksiyonu (örn. interlökinleri) hedef alan aylık veya iki haftalık enjeksiyonlardır. Cerrahi ihtiyacını azaltarak veya ortadan kaldırarak polipleri küçültebilirler.

  • Burun Tıkanıklığı Cerrahisi: Burun hava yolu tıkanıklığının (NAO) en yaygın nedenleri yapısal sorunlardır. Tedavide genellikle şu prosedürler kombine edilir:
  • Septoplasti (Burun orta bölmesindeki eğriliğin düzeltilmesi)
  • Konka Redüksiyonu (Radyofrekans veya cerrahi ile “burun etlerinin” küçültülmesi)

Bazen tıkanıklığın nedeni kemik eğriliği değil “nazal valv” denilen burun çatısının veya kanatlarının nefes alırken içe doğru çökmesidir. Bu durum “Fonksiyonel Rinoplasti” ile düzeltilir. Bu cerrahide amaç genellikle hastanın kendi kaburga veya kulak kıkırdağından alınan küçük parçalar (greftler) kullanarak burun çatısını güçlendirmek ve çöküşü engellemektir.

Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Ses, Yutma ve Hava Yolu Tedavileri Nasıl Yapılır?

Larengoloji, gırtlak (larenks) ile ilgili sorunlara odaklanır. Bu sesi (disfoni), yutmayı (disfaji) ve üst hava yolunu (nefes borusu) kapsar.

Ses Teli Felci Tedavisi: Genellikle tiroid ameliyatları veya bazı enfeksiyonlar sonrası tek taraflı ses teli felci (paralizi) gelişebilir. Ses teli tam kapanamadığında ses nefesli, zayıf çıkar ve yutkunurken sıvılar akciğere kaçabilir.

Bu durumda iki ana tedavi yaklaşımı vardır. Birincisi “Vokal Fold Enjeksiyonu”dur (VFI). Bu felçli ses telinin içine geçici bir dolgu maddesi (genellikle hiyalüronik asit) enjekte ederek onu şişirmeyi ve orta hatta yaklaştırmayı içerir. Genellikle ofis ortamında, lokal anestezi ile yapılır ve geçici bir ses iyileşmesi sağlar.

Kalıcı çözüm ise “Larengeal Çatı Cerrahisi” (LFS), yani “Tiroplasti”dir. Bu “altın standart” kabul edilen bir ameliyattır. Dışarıdan, gırtlak kıkırdağı (tiroid kıkırdak) üzerinde küçük bir pencere açılır. Bu pencereden, felçli ses telini kalıcı olarak orta hatta iten özel bir implant (silikon vb.) yerleştirilir.

Yutma Güçlüğü (Disfaji) Yönetimi: Disfaji, yani yutma güçlüğü, özellikle inme, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar veya baş-boyun kanserleri sonrası ciddi bir sorun olabilir.

Tanı için “altın standart” kabul edilen iki görselleştirme yöntemi vardır:

  • Videofloroskopik Yutma Çalışması (VFSS – Baryumlu yutma filmi)
  • Fiberoptik Endoskopik Yutma Değerlendirmesi (FEES – Burundan kamera ile yutmaya bakma)

Tedavi, “Yutma Rehabilitasyonu”na odaklanır. Bu dil ve yutak kaslarını güçlendiren egzersizleri, “çene eğme” (chin tuck) veya “eforlu yutkunma” gibi telafi edici manevraları ve bazen de Nöromüsküler Elektriksel Stimülasyon (NMES) gibi yöntemleri içerir:

Hava Yolu Darlığı (Laringotrakeal Stenoz) Cerrahisi: Bu ses telleri altı (subglottis) veya nefes borusunda (trakea) meydana gelen ciddi bir daralmadır; genellikle uzun süreli yoğun bakım entübasyonu veya travma sonrası gelişir.

Hafif darlıklarda endoskopik (ağız içinden) yöntemler (lazer, balonla genişletme) denenebilir.

Ancak şiddetli ve uzun darlıklarda açık cerrahi rekonstrüksiyon gerekir. İki ana açık cerrahi tekniği şunlardır:

  • Laringotrakeal Rekonstrüksiyon (LTR) (Kaburgadan alınan kıkırdak greft ile hava yolunu genişletme)
  • Krikotrakeal Rezeksiyon (CTR) (Daralmış segmenti tamamen çıkarma ve sağlam uçları uç uca dikme)

Baş ve Boyun Bölgesi Cerrahilerinde Hangi Tedaviler Öne Çıkar?

Bu alan, baş ve boyun bölgesindeki (ağız, boğaz, gırtlak, tiroid, tükürük bezleri) iyi huylu ve kötü huylu tümörlerin cerrahi tedavisine odaklanır.

Transoral Robotik Cerrahi (TORS): Bu özellikle boğaz (orofarinks) ve gırtlaktaki erken evre (T1-T2) kanserlerin tedavisinde kullanılan minimal invaziv bir yöntemdir. Cerrah bir konsolda oturarak, hastanın ağzından içeriye yerleştirilen ince robotik kolları kontrol eder. Robotik sistemin sağladığı avantajlar şunlardır:

  • Büyütülmüş 3 boyutlu (3D) görüş
  • İnsan elinin titremesini ortadan kaldırma
  • Dar alanlarda 7 derecelik hassas hareket kabiliyeti

TORS, geleneksel açık cerrahide (boynun veya çenenin açılması) olanın aksine, dışarıda kesi olmadan ağız içinden yapılır. Özellikle HPV (İnsan Papilloma Virüsü) ile ilişkili boğaz kanserlerinde, kemoterapi ve radyoterapiye kıyasla daha az yan etki ve daha iyi yutma/konuşma fonksiyonu sağlama potansiyeline sahiptir.

Endoskopik Kafa Tabanı Cerrahisi (EEA): Bu beyin cerrahları ile KBB cerrahlarının birlikte çalışarak, burun deliklerini bir “koridor” olarak kullandığı yüksek teknolojili bir yöntemdir. Başlangıçta sadece hipofiz tümörleri için kullanılırken, günümüzde beyin tabanındaki meningiomlar gibi çok karmaşık tümörlere ulaşmak için de kullanılmaktadır. Avantajı, kafatasını açmaya gerek kalmaması, yüzde iz olmaması ve daha hızlı iyileşme sağlamasıdır. En önemli riski “Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) kaçağı” idi; ancak günümüzdeki modern onarım teknikleri (nazoseptal flep gibi) sayesinde bu risk oranı çok düşmüştür.

Tiroid Cerrahisinde Yeni Yaklaşımlar: Geleneksel tiroid veya paratiroid ameliyatı boynun önünde yapılan bir kesi ile gerçekleştirilir. Ancak hastaların görünür bir boyun izinden kaçınma arzusu, “uzaktan erişimli” teknikleri popülerleştirmiştir.

Bu teknikler arasında şunlar bulunur:

  • Trans-aksiller Yaklaşım (Koltuk altından)
  • Transoral Endoskopik Tiroidektomi (TOETVA)

Özellikle TOETVA, ağız içinden (alt dudak ve diş eti arasından) yapılan kesilerle girilerek, boyunda hiçbir görünür yara izi bırakmaz (“izsiz” tiroidektomi).

Tükürük Bezi (Parotis) Cerrahisi: Kulak önü tükürük bezi (parotis) tümörlerinin çoğu iyi huyludur. Bu ameliyatın (Parotidektomi) en kritik ve hassas noktası, tümörün türünden bağımsız olarak “fasiyal sinirin (yüz siniri)” korunmasıdır. Yüzümüzün tüm mimik hareketlerini (gülümseme, göz kırpma) kontrol eden bu sinir, parotis bezinin tam ortasından geçer. Cerrahi, bu sinirin her bir dalının dikkatlice bulunmasını ve korunmasını gerektirir.

Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Çocuk KBB Tedavilerinde Yaklaşım Nasıldır?

Çocuk KBB alanı (Pediatrik Otolaringoloji), hem çok yaygın (bademcik, geniz eti) hem de karmaşık (doğuştan hava yolu anomalileri) durumlarla ilgilenir. Son on yılda, özellikle Amerikan Otolaringoloji Akademisi (AAO-HNS) kılavuzları sayesinde, cerrahi kararlarda köklü bir değişiklik yaşandı. Artık gereksiz ameliyatları önlemek için “dikkatli bekleyiş” (watchful waiting) teşvik edilmekte ve ameliyat için çok net, sayısal kriterler belirlenmektedir.

Bademcik Ameliyatı (Tonsillektomi) Kriterleri Nelerdir?

Kılavuzlara göre ameliyat için iki ana neden vardır. Birincisi tekrarlayan enfeksiyonlardır. Sadece “sık boğaz enfeksiyonu” yeterli bir kriter değildir. Ameliyatın bir seçenek olması için “Paradise Kriterleri” olarak bilinen katı sıklık eşiklerinin karşılanması gerekir.

Bu kriterler şunlardır:

  • Son 1 yılda 7 veya daha fazla atak
  • Son 2 yılda yılda 5 veya daha fazla atak
  • Son 3 yılda yılda 3 veya daha fazla atak

Bu atakların sadece “boğaz ağrısı” olması yetmez; her birinin tıbbi olarak belgelenmiş olması ve aşağıdaki bulgulardan en az birini içermesi gerekir:

  • Ateş (38.3°C üzeri)
  • Boyunda ağrılı lenf bezi şişliği
  • Bademcik üzerinde iltihap (eksüda)
  • Pozitif Grup A Streptokok (beta) testi

İkinci ana neden “Obstrüktif Uyku Apnesi”dir (OSA). Yani bademcik ve geniz etinin büyüklüğüne bağlı olarak uykuda horlama ve nefes durması. Özellikle Down sendromu veya obezite gibi ek risk faktörleri olan çocuklarda, ameliyat öncesi “Polisomnografi (PSG)” yani uyku testi ile apnenin belgelenmesi zorunludur.

Kulağa Tüp Takılması (Timpanostomi) Ne Zaman Gerekir?

Kulak tüpleri de artık çok daha seçici uygulanmaktadır.

“Tekrarlayan Akut Otitis Media” (R-AOM) yani sık orta kulak iltihabı geçiren çocuklarda tüp takılması, ancak bu ataklar sırasında orta kulakta sıvı (efüzyon) varlığı belgelenmişse önerilir.

En sık neden olan “Efüzyonlu Kronik Otitis Media” (OME), yani orta kulakta 3 aydan kısa süreli sıvı birikmesi durumunda, birçok vaka kendiliğinden düzeldiği için “dikkatli bekleyiş” tavsiye edilir. Tüpler, ancak şu durumlarda önerilmelidir:

  • Orta kulaktaki sıvı 3 ay veya daha uzun süredir (kronik) mevcutsa
  • Bu sıvı birikimine belgelenmiş bir işitme kaybı eşlik ediyorsa
  • Duruma bağlı denge sorunları veya konuşma gecikmesi varsa

Doğuştan Gelen Sorunlar Nelerdir?

Bebeklerde hırıltılı solunumun (stridor) en yaygın nedeni “Laringomalazi”dir (LM). Bu gırtlak kıkırdaklarının doğuştan yumuşak olması ve nefes alırken içeriye çökmesidir. Çoğu vaka hafiftir ve bebek büyüdükçe (12-18 ay) kendiliğinden düzelir. Cerrahi (“Supraglottoplasti”) sadece beslenme bozukluğu veya ciddi solunum sıkıntısı olan ağır vakalara saklanır.

Yüz Estetik Cerrahisi KBB Tedavilerinin Neresindedir?

Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi (FPRS), KBB uzmanlığının önemli bir alt dalıdır. Bu alan, hem rekonstrüktif (kanser veya travma sonrası onarımlar) hem de kozmetik prosedürleri kapsar.

Kepçe Kulak (Otoplasti) Cerrahisi: Belirgin kulakların (prominauris) düzeltilmesi ameliyatıdır ve hasta memnuniyeti çok yüksektir. Güncel cerrahi felsefe, eski “kıkırdak kesme” tekniklerinden ziyade, estetik açıdan daha doğal sonuçlar veren “kıkırdak koruyucu” tekniklere kaymıştır.

Amaç kulakları basitçe “geriye sabitlemek” değil belirgin kulakta anatomik olarak eksik olan kıvrımları kalıcı dikişler kullanarak yeniden oluşturmaktır.

En yaygın iki kıkırdak koruyucu teknik şunlardır:

  • Mustardé Tekniği (Eksik olan üst kulak kıvrımını (antiheliks) oluşturur)
  • Furnas Tekniği (Kulağı kafadan uzaklaştıran derin konkal çanağı geriye çeker)

Fonksiyonel Rinoplasti: Bu KBB’nin hem Rinoloji (nefes alma) hem de Yüz Plastik (şekil) alanlarını birleştiren bir prosedürdür. Burun tıkanıklığı bölümünde bahsedildiği gibi, burun çatısındaki veya kanatlarındaki çökmeleri (nazal valv) düzeltirken, aynı zamanda burun estetiğini de iyileştirmeyi amaçlar.