Göz kapağı estetiği veya tıbbi terminolojideki adıyla Blefaroplasti; alt ve üst göz kapaklarında meydana gelen sarkmış deri, gevşemiş kas dokusu ve fıtıklaşmış yağ yastıkçıklarının cerrahi yöntemlerle çıkarılarak göz çevresinin yeniden şekillendirilmesi işlemidir. Bu operasyon kişiye yorgun ve yaşlı bir ifade veren deformasyonları kalıcı olarak giderirken, aynı zamanda üst göz kapağındaki aşırı deri yığılmasının neden olduğu görme alanı daralmasını da ortadan kaldıran hem estetik hem de fonksiyonel bir cerrahi tedavidir. Yüz gençleştirme uygulamaları arasında en etkili yöntemlerden biri olan bu süreç göz çevresinin doğal anatomik yapısını koruyarak bakışlara daha canlı, dinç ve sağlıklı bir form kazandırır.

EFC CLINIC
Kapsamlı Bakım: İlk Muayeneden Takip Sürecine.

EFC CLINIC; estetik cerrahiden girişimsel tedavilere kadar, cerrahi tıbbın en titiz alanlarında uzmanlaşmış bir mükemmeliyet merkezidir—burada her adım incelikli bir dikkatle ilerler. Tıbbi mükemmeliyet, estetik hassasiyet ve ödünsüz etik duruş aynı çizgide buluşur. Yan dal eğitimli uzmanlarımız; modern görüntüleme, standartlaştırılmış protokoller ve güvenlik sistemleri ile kanıta dayalı bakım sunarak doğal ve güvenilir sonuçlar elde etmeyi hedefler. Danışmadan iyileşmeye kadar bakımınız; net iletişim, şeffaf planlama ve sağlığınıza duyulan gerçek saygıyla uçtan uca koordine edilir.

WhatsApp ile İletişime Geç

Göz Kapağı Estetiği Ameliyatı İçin Uygun Adaylar Kimlerdir?

Toplumda estetik operasyonlar için genellikle ileri yaşların beklenmesi gerektiği gibi yanlış bir inanış vardır. Oysa göz kapağı sorunları her zaman yaşlanmayla ilgili olmayabilir. Genetik mirasımız, göz yapımızın şekillenmesinde büyük rol oynar. Henüz yirmili yaşlarında olmasına rağmen ciddi göz altı torbaları olan veya yapısal olarak düşük göz kapaklarına sahip pek çok genç hastamız var.

Elbette yüz gelişiminin tamamlandığı 18 yaş sınırı bizim için temel bir kriterdir. Ancak kişinin görme kalitesini bozan veya sosyal hayatını etkileyen bir durum varsa yaşa takılmadan çözüm üretmek gerekir. İdeal bir hasta profili, operasyondan gerçekçi beklentileri olan ve genel sağlık durumu cerrahiye uygun bireylerdir.

Genellikle şu şikayetlere sahip kişiler bu operasyon için uygun adaylardır:

  • Üst kapakta deri yığılması
  • Görme alanında daralma
  • Göz altı torbalanmaları
  • Sürekli yorgun ifade
  • Göz çevresi kırışıklıkları
  • Makyaj yapma zorluğu

Göz Kapağı Düşüklüğü (Pitozis) ile Deri Sarkması Arasındaki Fark Nedir?

Hastalarımızın en sık karıştırdığı iki durum deri fazlalığı ile gerçek kapak düşüklüğüdür. Deri sarkması, cildin elastikiyetini kaybedip kirpiklerin üzerine doğru gevşemesidir. Bu durumda kaslar sağlamdır, sadece fazla kumaş vardır. Ancak pitozis dediğimiz durum çok daha farklıdır; burada kapağı kaldıran kasın kendisinde bir zayıflık veya gevşeme söz konusudur.

Eğer hastada pitozis varsa, sadece deriyi almak sorunu çözmez. Hasta ameliyattan sonra yine “uykulu” bakmaya devam eder çünkü perdeyi kaldıran mekanizma bozuktur. Bu nedenle muayene sırasında kas fonksiyonunu detaylıca ölçeriz. Eğer kasta bir zayıflık tespit edersek, estetik ameliyat sırasında bu kası da güçlendirecek teknikler uygularız. Bu ayrım, başarılı bir sonucun anahtarıdır. Sadece deriyi değil bakışı onarmak gerekir.

Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Ameliyat Öncesi Yapılan Göz Kuruluğu Testleri Neden Önemlidir?

Göz kapağı cerrahisi öncesinde atlanan en önemli detaylardan biri göz yüzeyinin sağlığıdır. Blefaroplasti, göz kapaklarının pozisyonunu ve sıkılığını değiştiren bir işlemdir. Eğer hastamızda gizli bir göz kuruluğu varsa, ameliyat sonrası bu durum alevlenebilir ve ciddi batma, yanma şikayetlerine yol açabilir. Bu nedenle operasyon planlarken sadece estetiğe değil gözün nem dengesine de odaklanırız.

Riskleri belirlemek için uyguladığımız bazı temel testler vardır. Örneğin Schirmer testi ile gözyaşı miktarını, BUT testi ile gözyaşının kalitesini ölçeriz. Eğer sonuçlar sınırda çıkarsa, cerrahi planımızı daha koruyucu olacak şekilde revize ederiz.

Bu aşamada değerlendirdiğimiz parametreler şunlardır:

  • Gözyaşı üretim miktarı
  • Gözyaşı film kalitesi
  • Korneal yüzey sağlığı
  • Göz kırpma refleksi
  • Kapak kapanma gücü

Üst Göz Kapağı Estetiği Sırasında İzler Nasıl Gizlenir?

Göz, yüzün tam ortasında olduğu için “iz kalır mı?” endişesi hastalarımızda en sık duyduğumuz sorudur. Neyse ki göz kapağı derisi, vücutta yaranın en iyi iyileştiği bölgelerden biridir. Üst göz kapağı ameliyatında kesi yerini rastgele belirlemeyiz. Kesi hattı, göz kapağının doğal katlanma çizgisine (kıvrımına) denk gelecek şekilde milimetrik olarak çizilir.

Bu planlama sayesinde gözleriniz açıkken iz, doğal kıvrımın içinde saklanır ve görünmez. Gözler kapalıyken ise zamanla ten rengine dönen, incecik, belirsiz bir çizgi halini alır. Ameliyat sırasında kaba aletler yerine çok ince uçlu makaslar ve radyofrekans cihazları kullanılması, dokunun travmatize olmasını engeller. Doku ne kadar az hırpalanırsa, iyileşme o kadar hızlı ve izsiz olur. Doğallığı bozan şey iz değil gereğinden fazla deri veya yağ dokusunun alınmasıdır. Bu yüzden “daha fazlası daha iyidir” mantığıyla değil dokuyu koruyarak ilerleriz.

Alt Göz Kapağı Estetiğinde Modern Teknikler Nelerdir?

Alt göz kapağı estetiğinde geçmişte yapılan en büyük hata, torbalanmaya neden olan yağların kesilip atılmasıydı. Bu durum yıllar içinde hastaların göz altlarının çökmesine ve iskeletimsi, daha yaşlı bir görünüme bürünmesine neden oluyordu. Günümüz modern cerrahisinde artık hacimden vazgeçmiyoruz.

Mevcut yağ yastıkçıklarını almak yerine, onları serbestleştirip hemen alt kısımdaki çukurlaşmış alanlara, yani yanak ile göz altı arasındaki oluklara yayıyoruz. “Yağ repozisyonu” dediğimiz bu teknikle, hem torbalardan kurtuluyoruz hem de o yorgunluk veren çukurları hastanın kendi dokusuyla doldurmuş oluyoruz. Eğer hastamız gençse ve deri fazlalığı yoksa, dışarıdan hiçbir kesi yapmadan, sadece göz kapağının içinden (transkonjonktival) girerek bu işlemi gerçekleştiriyoruz. Bu sayede ciltte hiçbir dikiş izi olmuyor ve iyileşme süreci inanılmaz derecede kısalıyor.

Tedavilerimiz ve operasyonlar hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Badem Göz Estetiği ve Kombine İşlemler Neden Tercih Edilir?

Göz çevresini bir bütün olarak ele almak gerekir. Bazen sadece kapakları düzeltmek, o istenilen çekici ve enerjik bakışı sağlamaya yetmeyebilir. Özellikle göz kenarları yapısal olarak aşağı doğru bakan ve üzgün bir ifadeye sahip kişilerde “Kantopeksi” ya da halk arasındaki adıyla Badem Göz estetiğini sürece dahil ederiz.

Bu işlemde alt göz kapağının dış köşesi, minimal bir müdahaleyle daha yukarıdaki kemik zarına asılır. Bu hem estetik olarak daha dinamik bir bakış sağlar hem de alt kapağın sıkılığını artırarak gelecekteki sarkmalara karşı koruyucu bir bariyer oluşturur. Ayrıca cerrahi sonuçları desteklemek için ameliyatsız yöntemlerden de faydalanabiliriz.

Sıklıkla başvurduğumuz tamamlayıcı işlemler şunlardır:

  • Botoks enjeksiyonları
  • Göz altı ışık dolgusu
  • Mezoterapi uygulamaları
  • Plexr plazma enerjisi
  • Lazerle cilt yenileme

İyileşme Süreci Nasıldır ve Sosyal Hayata Ne Zaman Dönülür?

Ameliyat sonrası süreç hastalarımızın gözünde büyüttüğü kadar zorlu değildir. İşlemden sonra ciddi bir ağrı beklemeyiz; genellikle hafif bir batma hissi ve gerginlik olur ki bu da basit ağrı kesicilerle kolayca yönetilebilir. İlk 24 saat bizim için en kritik zamandır. Bu sürede düzenli soğuk uygulama yapmak, şişlik ve morlukları minimumda tutmanın en etkili yoludur.

İlk birkaç gün göz çevresinde ödem olması gayet doğaldır. Başın yüksekte tutulması iyileşmeyi hızlandırır. Dikişler genellikle 5 ila 7 gün içinde alınır. Dikişler alındıktan sonra, kapatıcı makyaj yardımıyla işinize veya sosyal hayatınıza rahatlıkla dönebilirsiniz. Kontakt lens kullanan hastalarımızın ise yaklaşık iki hafta gözlük kullanmalarını rica ederiz. Tam iyileşme birkaç hafta sürse de hastalarımız birinci haftanın sonunda o yorgun ifadeden kurtulmuş olurlar.

İyileşme döneminde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Soğuk kompres uygulaması
  • Yüksek yastıkla yatmak
  • Gözleri ovuşturmamak
  • Ağır kaldırmamak
  • Güneşten korunmak
  • Ekran kullanımını sınırlamak

Olası Riskler Nelerdir ve Ektropiyon Nasıl Önlenir?

Tıbbi dürüstlük gereği her cerrahi işlemin belirli riskler taşıdığını söylemek gerekir. Enfeksiyon veya kanama gibi genel riskler, göz kapağının zengin kan dolaşımı sayesinde oldukça nadir görülür. Ancak bu ameliyata özgü en önemli risk “Ektropiyon” dediğimiz durumdur. Bu alt göz kapağının dışa doğru dönmesi ve gözün tam kapanamaması sorunudur.

Genellikle gereğinden fazla deri çıkarılması veya ameliyat öncesi kapağın gevşekliğinin iyi analiz edilmemesi sonucu oluşur. Bunu önlemek için cerrahi öncesi “Snap-back” testi gibi özel muayeneler yaparız. Eğer kapakta bir gevşeklik sezersek, ameliyat sırasında kapağı dış köşeden asarak (kantopeksi) destekleriz. Tecrübeli ellerde, doğru teknik ve koruyucu yaklaşımla bu riskler minimuma indirilir. Sonuç olarak blefaroplasti, doğru planlandığında kişinin sadece görünümünü değil hayata bakışını da pozitif yönde değiştiren, güvenli ve yüz güldürücü bir süreçtir.